Ciddiyetsiz, kendine her yerde Quyin diyor ve adı Melike.

10 Nisan 2015 Cuma

[İskambil Kartları Blog Turu #1] Hayallerim Ruhumu Öpüyordu - Necdet Akkan


                 
Yazar: Necdet Akkan
Sayfa sayısı: 453
Yayınevi: Fenomen

Bu ay Şahmelek'in yorumu haricinde neredeyse blogla hiç ilgilenemediğimin farkındaydım ama işte ilgilenememe nedenim de böylelikle söylemiş oluyorum,  İskambil Kartları olarak ilk blog turumuzu başlattııık! (Hayırlı uğurlu olsun, siftahımızdır diyelim.)


Tur kitabı elimize 20-21 Mart'ta ulaşır ulaşmaz okumaya başladık, ilk tur kitabı olduğu için hem onun heyecanı hem de yapılabilecek değişik şeyler, karakter çalışmaları derken sahiden uzun soluklu bir maratondu, özellikle de kitabı bir haftada anca bitirebildiğim için sanırım, bununla ilgili birkaç noktaya da değineceğim.

Arka kapakta yer alan yazıdan bir kesit paylaşarak başlayayım istedim. Anladığınız üzere kitap, Kerem ile Isabel arasında geçen bir hikayeyi anlatıyor bize. Kerem 41 yaşında -ki bakmayın 41 yaşında dediğime, herkese göre 35 gösteriyor Kerem Bey'imiz- bir giyim mağazası olan kendi halinde bir esnaf. Isabel ise Gürcistan'dan Türkiye'ye çalışmak için gelen 28 yaşındaki sempatik karakterimiz. Olaylar, Isabel'in bir gün Kerem'in dükkanına gitmesiyle başlıyor ve bu ikilinin arkadaşlığına tanıklık ediyoruz.

Kitabı hepimiz ilk okumaya başladığımzda fark ettiğimiz şey, ne kadar basit dille yazılmış kitaplar okuyor olduğumuzdu. Başta kolay kolay alışılabilecek bir dile sahip değil. Bu kitabı bir oturuşta okumaya kalktığınızda sahiden bir yerden sonra anlamamaya başlıyorsunuz çünkü sahiden cümleler öylesine özenilerek yazılmış ki, üstlerinde düşünüldüğünü okuyan herkes anlayabilir.

Şimdi nasıl desem, sanırım bu kitap için sevdim ya da sevmedim gibi bir cümle kullanamayacağım çünkü tam olarak hangi noktada olduğu net değil. Kitabı okurken kendinizi çok cahil hissediyorsunuz bir kere, o kesin bir nokta. Yazarın kültür birikimi ortada ama bu da bir kitabı okumak için yeterli bir sebep değildir. İlk yüz sayfa sizi oldukça sıkıyor, okumaktan vazgeçmek istiyorsunuz çünkü kitapta Kerem'in duygusal karmaşalarına ilk yüz sayfa boyunca oldukça tanıklık ediyoruz ve Kerem de duygularını derin yaşayan farklı bir adam olduğundan bu insanı biraz bunaltıyor. Sanırım bu biraz da benim okuma tercihimden kaynaklanan bir beğenmeme, böyle çok yoğun duygulardan hoşlanmıyorum. Daha sonra kitabın artık olay kısımlarına gelince de ne hikmetse daha fazla okumak istiyorsunuz. Merak ediyorsunuz çünkü bu bir erkeğin ağzından yazılmış bir aşk hikayesi, çok sık erkek ağzından olan kitapları okumadığım için beni bu nokta içine aldı diyebilirim ve tabi ana karakterin Kerem olması...

Çok fazla "hayal edişlerim, görüşlerim, deyişim, söyleyişim" gibi -ış/-iş eylemsileriyle karşılaştım kitapta, başta beni çok rahatsız etse de bu detaylar daha sonradan hoşuma bile gitmeye başladı. Yazarın biçemine çabuk alışamadım doğru, ama alıştığımda sanırım sahiden de beğendim ya.

Bir diğer taraftan, kitaptaki en sevdiğim şey, Isabel'in ve en yakın arkadaşı Nora'nın Türkçe konuşmalarıydı. Şimdi Türkçe kitapta karakterlerin öyle konuşmasının nesi hoşuna gitti diyebilirsiniz ama Nora ve Isabel, henüz Türkçeyi tam sökemedikleri için gerek kullandıkları hatalı ekler, gerek yanlış zamirler olsun hepsi oldukça güzeldi. Yazar bu noktada ne abartıya kaçmış ne de az bırakmış, tam da olması gerektiği gibiydi anlayacağınız.

Hemen yan tarafta kitabın eski kapağını görebilirsiniz, yenisinin rengini daha çok beğendim -çünkü bloguma çok güzel uyuyor- ama eski kapağı da kitaptan bir sahneyle alakalı olduğu için daha anlamlı gibi geliyor bana.

Bir diğer değinmek istediğim konu da kitabın sonu. (Kafiyeli oldu jkgh) Okurken sanırım en büyük beklentim sonuydu ve Kerem oldukça sık bir şekilde değişik rüyalar görüyordu, bunların bir araya gelerek harmanlanacağını ummuştum nitekim umduğum pek gerçekleşmedi. Sonu tahmin ettiğim gibi değildi ama sanırım o şekilde biteceğini de hiç ummamıştım, daha farklı bir şey beklerdim. Kitabın sonu benim için bir hayal kırıklığıydı.



En başta değineceğimi belirttiğim kitabın bitmesinin bu kadar uzun sürmesinin başlıca nedeni: kitaptaki yazıların puntosuydu. O kadar küçüklerdi ki cidden bir saat okumadan sonra gözlerim çok kolay kızarmaya başladı. Üstelik satır aralarındaki boşluk az ve paragraf başı bazı sayfalarda hiç yapılmamış. Sanırım beni sürükleyip götüren anlarda bile sırf yazı yüzünden bir mola vermek zorunda kaldım, bu zorlayıcı bir süreçti.

Kitapta anlatılan aşk, sanırım ancak kitaplarda kalabilecek bir aşktı. Evrende Kerem gibi bir adamın var olduğuna inanmıyorum, bu kadar düşünceli, bu kadar... 

Ne bileyim. Bir farklıydı Kerem.

Kesinlikle almalısınız diyebileceğim bir kitap diyemem, olay örgüsünün yavaşlığı her insanı sıkabilecek ölçüde ama eğer ki "Ben her şeyi okuyabilirim." tipinde bir insansanız, okumalısınız. Çünkü evet, sizi çok fazla heyecanlandırmadığı, bir sonraki sayfayı çevirmek için delirtmediği, duygusal triplere sokmadığı bir gerçek ama bir kitabın esas özelliğinin de bunlar olmadığını, evrendeki aşkın hep gençler tarafından yaşanmadığını ve her aşk hikayesinin iki taraflı sürmeyeceğini de kabullenmek gerek. Sanırım bu kitap bize bunu oldukça sunuyordu. 

Bir değerlendirme yapacak olsam 5 üzerinden 5 vermezdim ama öyle şekerleme niyetine okunacak bir kitap olduğunu da söyleyemem. Bundan birkaç sene sonra bile hatırlayabileceğim ve üzerinde düşünülebileceğim bir kitaptı.

Okuduğunuz için teşekkürler. Blog turumuzla ilgili detaylara bakmak istiyorsanız, buradan bulaşabilirsiniz En üstteki afişte de yazdığı gibi bir Isabel günümüz var, onun çalışmalarını da inceleyebilirsiniz. Aynı zamanda sayfayı beğenmeyi ve çekilişe katılmayı da unutmayııın! 

Yeni tur kitabımızda görüşmek dileğiylee!




0 yorum:

Yorum Gönder

Bookmark Us

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More

Search

Ne Okuyorum?

Anna Todd - After

Recent Posts

Unordered List

Pages

Text Widget

Blogger tarafından desteklenmektedir.

Author Info

Text Widget

Instagram

Facebook

Quyinin Halkı

About the Author

featured Slider

Navigation Menu

Twitter

Like us

Popular Posts

Copyright © Quyinin Tacı | Powered by Blogger
Design by SimpleWpThemes | Blogger Theme by NewBloggerThemes.com